Yeşil Dev’in Dönüşü
Hulk Arkabahçe Büyük bir dayatmayla karşı karşıya hissediyorum kendimi. Bir yandan coşmuş bir çizgiroman piyasasının önüme serdiği yeni kitaplar, diğer yanda forumdaki dostların üzerimde yarattığı itki beni elime sürekli yeni albümleri almaya zorluyor... Daha doğrusu zorluyordu... Yayınları çıkar çıkmaz alan az sayıdaki çizgiroman okuruna yapılması gereken güzelliklerin ya da gerçek çizgiroman okuruna sunulması gereken olanakların fuarlarda, depo boşaltmalarında vs. çizgiromanla hasbelkader alakalı ve alakasız insanlara verilmesine bozulduğum bir noktada ‘Yeter artık, banane piyasadan, banane yayıncıya destek olmaktan!’ diyerek rutin satınalmalarımı rölantiye aldım, yabancılara ve zamanında şans tanımadığım eski çok beğenilenlere yöneldim veee... İnanır mısınız çizgiroman okumaktan yeniden keyif almaya başladım! Zamanında almadığım Sin City müthiş bir lezzet bıraktı ağzımda. Üzerine, beklemekten yorulduğum bir noktada gidip orijinalini satın aldığım Old Man Logan ha...

Sülalemin bütün bıyıklıları adına Pizagor! Süperrr!
YanıtlaSilSunay Akın'ın kitabı kadar olmasa da Hulk'ın yüzündeki şu nursuz ve tekinsiz ifade de çok hoşuma gidiyor. Çizgiromanlardan sonra figürler de bir şekilde yavaş yavaş hayatıma giriyor :)
SilBir noktaya kadar figürlerin etkisini hayatına sokabilirsin. Sınırı belirlemek mümkün mü?? ya da çevre baskısını...
SilÇevre baskısının iki farklı halini yaşayan birisiyim açıkçası...
Silİkiliden kolay atlatılanı 'Bir bibloya nasıl bu kadar para verebildin?' sorgulaması. 'Senin aldığın ayakkabı kadar, ben onun hesabını sana soruyor muyum!' şeklinde, savunmaya çekilmeyip saldırma hali gayet işliyor bu durumda!
İkinci durum ise daha edepsiz; bir Power Girl, bir Black Cat, bir Poison Ivy (ve daha daha edepsizleri) savunma dayanaksızlığından satın alınamıyor, gönlünce ve keyifle sergilenemiyor bir türlü. Hanıma hesap verilemiyor :)
Esas mahalle baskısı ve çizgiroman okuruna çizilen sınır kendini burada belli ediyor.